Covid-19 Salgınının Sözleşmelere Etkisi

           Son dönemde ülkemizde ve tüm dünyada etkisini gösteren ve ekonomik anlamda ciddi sorunlar yaratan Covid-19 salgın hastalığının yayılması birçok sözleşmesel ilişkiyi de olumsuz anlamda etkilemeye başladı. Bu nedenle oluşabilecek ifa ve ödeme güçlükleri kapsamında mücbir sebep ve beklenmedik hal söz durumların sözleşmelere etkisini inceleyeceğiz.
          Öncelikle belirtmek gerekir ki Türk hukukunda “sözleşmeyle bağlılık (ahde vefa)” temel ilkelerden biridir. Sözleşme yapıldıktan sonraki süreçte şartlar değişmiş , edimi yerine getirmek güçleşmiş olsa bile  dürüstlük kuralının bir gereği olarak taraflar üzerine düşen edimi yerine getirmek için çabalamalıdır. Ancak şartların olağanüstü şekilde değişmesiyle, edimler arasındaki dengeyi bozularak, sözleşmeye bağlılık ilkesinin uygulanması hakkaniyet ilkesine aykırı hale gelebilir.
         Sözleşmelerde karşılıklı edimler arasındaki dengeyi bozan bu olağanüstü olayları niteliklerine göre mücbir sebep ya da beklenmedik hal olarak adlandırabiliriz. Dünyanın etkisi altında kaldığı Covid-19 salgını da yarattığı etkiler bakımından olağanüstü hale örnektir.
  • Mücbir Sebep Nedir?
Sözleşmenin taraflarınca alınacak önlemlere karşı önüne geçilmesi olanaksız, gerçekleşmesinin ve sonuçlarının öngörülemez ve tedbirlere rağmen tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesini imkansız kılan, hiçbir tarafın olayın gerçekleşmesinde ya da zararın doğmasında kusurunun olmadığı olay mücbir sebep olarak nitelendirilebilir.
  • Beklenmedik Hal Nedir?
Sözleşme ilişkisinde edim ve karşı edim arasındaki oranı esas olarak sarsan, borçludan  bağımsız olarak ortaya çıkan ve  borcun yerine getirilmesini zorlaştıran olaylar beklenmedik hal olarak nitelendirilebilir.
Beklenmedik hâlden etkilenen tarafın/borçlunun, sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirememesi “aşırı ifa güçlüğü” olarak nitelendirilmiştir. Aşırı ifa güçlüğü ile ifa imkansızlığı arasındaki en temel fark; beklenmeyen hal borcun yerine getirilmesini (ifasını) aşırı güçleştiren ya da geçici olarak imkansız hale getiren olaylarken, mücbir sebep borcun ifası sürekli olarak imkânsız hale getiren olaylardır.
Covid-19 Salgını Mücbir Sebep Olarak Değerlendirilebilir Mi?
Salgın hastalığın mücbir sebep ya da beklenmedik hal teşkil edip etmediğine somut olay üzerinden sözleşme üzerindeki etkilerine bakıp karar vermek gerekir. Koronavirüs salgını nedeniyle tarafların edimi yerine getirmesi sürekli olarak imkansız hale gelmişse salgın hali mücbir sebep, geçici bir imkansızlık ya da edimin yerine getirilmesinin aşırı derecede güçleşmesi durumu oluşmuşsa beklenmedik hal olarak değerlendirilecektir.
Sözleşme serbestisi ilkesi gereği taraflar sözleşmede, mücbir sebebin neden olduğu imkansızlıktan kimin sorumlu tutulacağının kararlaştırmışlarsa sözleşme hükümleri uygulanacaktır ve borçlu alacaklının uğradığı zararı karşılayacaktır.
Taraflar sözleşmede mücbir sebepleri sınırlı olarak saymış ve salgın hastalığı mücbir sebep olarak göstermemişlerse bu durumda salgın mücbir sebep olarak değerlendirilmeyebilir. Fakat sözleşmede mücbir sebepler deprem, sel, yangın vb. gibi ifadelerle örnek olarak sayılmışsa , hükümden mücbir sebeplerin sınırlı olmadığı anlaşılıyorsa bu durumda salgın hastalık da mücbir sebep olarak kabul edilebilir.
Ancak bir sözleşmede; mücbir sebep halleri, şart ve sonuçları düzenlenmemiş olabilir. Bu durumda, şartlarını taşıdığı sürece bir olay mücbir sebep olarak değerlendirebilir ve taraflar, mücbir sebebin kendilerine tanıdığı haklardan faydalanabilirler. Böylece imkansızlıktan her iki taraf da sorumlu tutulmayabilir.
Netice olarak yukarıda da değindiğimiz gibi Covid-19 salgınının mücbir sebep ya da beklenmedik hal olarak değerlendirilebilmesi sözleşmeye etkisi, sözleşme hükümleri gibi somut özelliklere bağlıdır. Her sözleşme özelinde bu değerlendirmenin yapılarak karar verilmesi gerektiği için bir avukata danışılarak ilerlenmesini tavsiye ederiz.
Mücbir sebeple ilgili sorumluluklarda sözleşme serbestisi geçerlidir. Borçlu, mücbir sebepten kaynaklanan sorumluluğu sözleşmede üstlenmişse, artık alacaklıya karşı mücbir sebepten kaynaklanan herhangi bir talep ileri sürmesi mümkün değildir.
İFA İMKANSIZLIĞI VE GEÇİCİ İFA İMKANSIZLIĞI
Mücbir sebep olarak kabul edilebilecek bir olay, ifa imkânsızlığı veya aşırı ifa güçlüğü ile sonuçlanabilir. Borcun ifası önündeki engel devamlı nitelikteyse sürekli ifa imkansızlığı, ifa önündeki engel geçici nitelikteyse aşırı ifa güçlüğü söz konusu olacaktır.
 İfa imkansızlığı ifanın önündeki engelin ortadan kalkmasının mümkün olmaması nedeniyle borcun ifa edilememesidir.
  •  Borçlar Kanunu’nun 136. Maddesine göre ; “Borcun  ifası  borçlunun Sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşırsa, borç sona erer.”
      Böylece ifa imkânsızlığı halinde, borçlu borcundan kurtulabilir.
  •  Borçlar Kanunu’nun 138. Maddesine göre ; “ Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum borçludan kaynaklanmayan bir nedenle ortaya çıkarsa, borçlu hakimden sözleşmenin yeni koşullara göre uyarlanmasını veya sözleşmeden dönme hakkının yürürlüğe konulmasını ister.”
       Ancak COVİD-19 salgın hastalığı alınan seyahat ve sokağa çıkma yasağı gibi önlemlerin geçici nitelikte olduğunu göz önüne aldığımızda, borçlu gecikmeden dolayı mücbir sebep nedeniyle sorumlu olmasa da ifası hala mümkün olan borcun ifasından sorumludur. Ancak her sözleşmenin somut özelliklerine göre belli bir süre bekleyip, edimler arası dengenin aşırı derecede bozulmasını sebep göstererek TBK 138.md uyarınca sözleşmenin uyarlanmasını hakimden talep edebilir veya uyarlama mümkün değilse sözleşmeden dönme veya fesih hakkını kullanabilir.
  • Kısmi İfa İmkânsızlığı
  • Borçlar Kanunu’nun 136. Maddesine göre; Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşırsa borçlu, borcunun sadece imkânsızlaşan kısmından kurtulur. Ancak, bu kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer.
           Mücbir sebep sonucu borcun bir kısmının yerine getirilmesi de imkânsızlaşabilir. Kısmî imkânsızlık için alacaklının kısmî ifaya razı olması ve karşı edimin bölünebilir olması gerekir. Bu durumda, borçlu ifa edemediği/imkânsızlaşan kısımdan kurtulur. Ancak tarafların niyetinden kısmi ifayı öngörebilselerdi sözleşmeye hiç girmeyecekleri anlaşılıyorsa o halde borcun tamamı sona erer.
  • Beklenmedik Hal İle Oluşan Aşırı İfa Güçlüğü
       Borcun ifasını aşırı güçleştiren durumlarda ise yine Borçlar Kanunu’nun 138. Maddesi uygulanarak, borçlu sözleşmenin uyarlanmasını hakimden talep edebilir veya uyarlama mümkün değilse sözleşmeden dönme veya fesih hakkını kullanabilir.
  • İspat Yükü ve Bildirim Yükü
       Mücbir sebepten etkilendiğini iddia eden taraf, mücbir sebep nedeniyle borcunu ifa edemediğini ispat etmek ve varsa bildirim yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır.  Yani, burada ispat yükü tamamen borçluya aittir. Fakat sözleşmede, salgın ya da bulaşıcı hastalık hali mücbir sebep olarak belirlenmişse artık  bu durumu ispat etmeye gerek kalmayacağından, mücbir sebep iddiasında bulunan taraf ispat yükü altında değildir.
       Mücbir sebepten etkilenen taraf, diğer tarafa ifanın imkansızlaştığını derhal bildirmekle yükümlüdür. Derhal bildirmediği ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almadığı taktirde, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.
  Av. Emine KESKİN

YENİ İNFAZ YASASI

Son zamanlarda cezaevlerindeki doluluk oranı, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılması ile birlikte tehlikeli bir hal alınca uzun süredir konuşulan infaz indirimine ilişkin düzenlemeler yapılarak yeni hükümler yürürlüğe girdi. Bu yazımızda yeni düzenleme ile denetimli serbestlik kurumuna ve infaz rejimine ilişkin olarak getirilen değişiklikleri inceleyeceğiz.
Yeni düzenlemeyi incelemeden önce denetimli serbestlik ve koşullu salıverme kurumlarının ne anlama geldiğini açıklamak yerinde olacaktır.
Denetimli Serbestlik:
Denetimli serbestlik yasa tarafından belirlenen deneme süresinde,  belirli şartlara uyarak cezasının toplum içerisinde kişinin cezasının infaz edilmesini sağlayan bir ceza hukuku kurumudur. Diğer bir deyişle hükümlü, koşullu salıverilmesine belli bir süre kala tahliye edilerek belli yükümlülüklere uymak zorunda olduğu bir denetim süresine tabi tutulur.
Koşullu Salıverilme:
Hükümlünün cezaevindeki süresini iyi halli geçirmesi halinde gerçek tahliye tarihinden önce salıverilerek cezasının kalan kısmını belli şartlara uyarak toplum içerisinde geçirmesidir. Koşullu salıverilme kararı denetimli serbestlik yükümlülüklerinin yerine getirilerek denetim süresinin geçirilmesinden sonra mahkumiyet kararını veren mahkeme tarafından verilir.
Yeni düzenleme 30/03/2020 öncesi işlenen suçlar ve 30/03/2020 sonrası işlenen suçlar bakımından farklı denetimli serbestlik ve infaz rejimi getirdiğinden düzenlemeyi iki ayrı kategoride incelemek gerekmektedir.
A- 30/03/2020 ÖNCESİ İŞLENEN SUÇLAR BAKIMINDAN
  • Cezaevlerinden 90 bine yakın kişinin tahliye edilmesini sağlayan, 30 Mart 2020 öncesinde işlenen suçlar için getirilen düzenlemeye göre ;
Mahkum olunan hapis cezasının 1/2’sini cezaevinde geçiren hükümlüler koşullu salıverilme imkanından faydalanır.
Denetimli serbestlik süresi 3 yıl olarak uygulanır.
>0-6 yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler hakkında denetimli serbestlik süresi 4 yıl olarak uygulanır.
>Maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen altmışbeş yaşını bitirmiş hükümlülerin; ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca veya Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen bir raporla belgelendirdikleri takdirde koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken süreler, azami süre sınırına bakılmaksızın denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebilir. Yani doğrudan tahliye edilebilirler.
Hesaplama yaparken toplam cezanın 1/2’si bulunmalıdır. Hesaplanan bu cezadan 3 yıl denetimli serbestlik tedbiri düşüldüğünde kalan süre mahkumun denetimli serbestlik altında şartlı tahliye olabilmesi için cezaevinde kalması gereken süredir.
Somut bir örnek vermek gerekirse; 7 yıl hapis cezasına mahkum edilmiş bir hükümlünün aldığı cezanın 1/2’si koşullu salıverilme indirimi olarak uygulanacaktır. Böylece hükümlünün cezaevinde yatması gereken süre 3,5 yıl olacaktır. Denetimli serbestlik süresi de 3 yıl olarak uygulanacağından, hükümlünün cezaevinde yatması gereken süre 6 aydır bu süre dolduktan sonra tahliye edilerek 3 yıl denetimli serbestlik hükümlerine tabi olacaktır. Böylelikle yeni düzenleme ile 6 yıl ve daha az cezaya mahkum edilenler ise doğrudan denetimli serbestlik altında tahliye edilebilecektir.
Halihazırda Yargılaması Devam Edenler Açısından 
İnfaz yasasından faydalanabilmek için hükmün verildiği tarih önemli değildir. İnfaz indiriminden yararlanabilmek için, suçun 30 Mart 2020 öncesinde işlenmiş olması yeterlidir.
Tutuklu yargılanan sanıkların tutukluluk koşulları değerlendirilirken infaz indirimi ve denetimli serbestlik süresi mutlaka dikkate alınacaktır. Suç vasfı yeni düzenleme kapsamında kalan tutuklular daha erken tahliye edilecektir.
Aynı şekilde 30.04.2020 ‘den önce suç işleyip hakkında ceza mahkumiyeti olan ve infaz savcılığı tarafından gönderilen davetiye uymayarak teslim olmayan veya haklarında doğrudan yakalama kararı çıkartılan hükümlüler, ne zaman teslim olurlarsa olsunlar suç işlenme tarihi bakımından değerlendirme yapıldığı için infaz indiriminden yararlanırlar.
Denetimli Serbestlik Hükümlerinden Faydalananlar Açısından
Denetimli serbestlik hükümlerine tabi olanların müddetnameleri yeniden düzenlenecektir. İnfaz indirimi kapsamında olan suçlardan hükümlü olanlar, 1/2 infaz indiriminden yararlanacak ve denetimli serbestlik süresi de  kısalacaktır. Fakat bu noktada belirmek gerekir ki imza gününü, gideceği toplantıyı kaçırıp vs. denetim yükümlülüklerine uymayan hükümlüler infaz indiriminden yararlanabilecek ancak 3 yıllık denetimli serbestlik süresinden yararlanamazlar.
Ayrıca denetimli serbestlik süresine tabi olan ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında, “Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılmamasına” karar verilebilecek.
-Denetimli Serbestlik Başvurusu Nasıl Yapılır?
Hükümlünün denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilmesi için kendisi veya müdafiisi tarafından infaz hakimliğine dilekçe ile talepte bulunması gerekmektedir. İnfaz hâkimliği bu konu ile ilgili en kısa sürede karar verir. Denetimli serbestlik süresine tabi olarak tahliye olan hükümlü de denetimli serbestlik tedbirine uygun davranmak zorundadır.
B- 30/03/2020 SONRASI İŞLENEN SUÇLAR BAKIMINDAN
  • 30 Mart 2020 sonrasında işlenen suçlar için getirilen düzenlemeye göre ;
Mahkum olunan hapis cezasının 1/2’sini cezaevinde geçiren hükümlüler koşullu salıverilme imkanından faydalanır.
Denetimli serbestlik süresi koşullu salıverilme süresinin 1/5’i olarak uygulanır. Bununla birlikte hükümlünün koşullu salıverilmesine 2 yıl kalmışsa denetimli serbestlik altında tahliye edilebilir.
Hesaplama yaparken toplam cezanın 1/2’si bulunmalıdır. Hesaplanan bu cezadan koşullu salıverilme süresinin 1/5’i denetimli serbestlik tedbiri olarak düşüldüğünde kalan süre mahkumun denetimli serbestlik altında şartlı tahliye olabilmesi için cezaevinde kalması gereken süredir.
Somut bir örnek vermek gerekirse; 6 yıl hapis cezasına mahkum edilmiş bir hükümlünün aldığı cezanın 1/2’si koşullu salıverilme indirimi olarak uygulanacaktır. Böylece hükümlünün cezaevinde yatması gereken süre 3 yıl olacaktır. Denetimli serbestlik süresi 3 yıllık koşullu salıverilme süresinin 1/5’i oranında uygulanır. 3 yıl süreden denetimli serbestlik süresini çıkardığımızda, hükümlünün cezaevinde yatması gereken süre 2 yıl 4 ay 24 gündür. Bu süre dolduktan sonra tahliye edilerek 7 ay 6 gün yıl denetimli serbestlik hükümlerine tabi olacaktır.
30/03/2020 sonrasından işlenen suçlarda yeni denetimli serbestlik yasasından faydalanabilmek için, hükümlü olan kişinin cezaevine girmiş olması gerekmektedir. Hükümlü, kapalı cezaevine girip açık cezaevine geçtikten sonra cezaevi idaresi tarafından hükümlünün “iyi halli” olduğuna dair bir değerlendirme raporu hazırlanır ve hükümlü denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak tahliye edilir.
Hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına; ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak, haklarını iyi niyetle kullanarak, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare kurulunca saptanması halinde yapılan değerlendirme sonucunda karar verilir.

Aşağıda belirtilen suçlardan mahkum olan hükümlüler cezalarının 2/3’ünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Bu suçlar için denetimli serbestlik süresi de 2 yıla çıkarılmıştır. İnfaz hâkimi 2 yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebilir.

-Kasten öldürme suçu
-İşkence ve eziyet suçu
-Altsoya, üstsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumunda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama suçu
-Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu
-Cinsel saldırı (madde 102, ikinci fıkra hariç), reşit olmayanla cinsel ilişki (madde 104, ikinci ve üçüncü fıkra hariç) ve cinsel taciz (madde 105) suçları
-Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104 ve 105) (çocuklar için)
-Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar (çocuklar için)
-Özel hayatın gizliliğine karşı işlenen suçlar
-Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti (çocuklar için)
-Devletin güvenliğine karşı suçlar (örgüt üyeliği suçu dahil),
-Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları
-Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar (çocuklar için)
Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkum olan hükümlüler cezalarının 3/4’ünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.
Cezanın doğrudan açık ceza infaz kurumlarında infaz edileceği durumlar;
  • Taksirli suçlardan toplam 5 yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum olanlar
  • Adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler
  • İcra ve İflas Kanunu gereğince tazyik hapsine tabi tutulanlar
  • Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar ile ikinci defa mükerrir olanlar ve koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler hariç olmak üzere, kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanlar
 Ceza Miktarı ile İlgili Yeni Düzenlemeler
  • Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenlerin örgütün yapısı, üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde 2 yıldan 6 yıla kadar alınan hapis cezası, 4 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasına çıkarıldı.
  • Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlara verilen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına çıkarıldı.
  • Kasten yaralama suçunun canavarca hisle işlenmesi halinde bir kat oranında yükseltildi.
  • Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse yukarıdaki hallerde 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası verilecek.
Av. Emine KESKİN
Yazımız genel bilgilendirme amaçlı olup, konuyla ilgili detaylı bilgi ve sorularınız için ceza
hukuku alanında uzman bir avukata danışmanızı tavsiye ederiz.

Uyuşturucu Madde İmal ve Ticaret Suçu

Uyuşturucu maddelere ilişkin suçlar; 5237 sayılı TCK’nın İkinci Kitap, Topluma Karşı Suçlar başlıklı Üçüncü Kısım, Kamu Sağlığına Karşı Suçlar başlıklı Üçüncü Bölümünde 188-192. Maddeleri arasında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal, ithal ve ihraç suçları ise Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti başlıklı 188. maddede düzenlenmiştir.

Daha fazla oku “Uyuşturucu Madde İmal ve Ticaret Suçu”

Covid-19 Salgınının İşyeri Kira Sözleşmelerine Etkisi

Covid-19 Salgınının İşyeri Kira Sözleşmelerine Etkisi

Tüm Dünya’da ve Türkiye’de görülen Covid-19 salgını ekonominin birçok alanı etkilenmiştir. Hatta ekonominin bazı alanlarında devlet tarafından getirilen hukuki düzenlemelerle birlikte yürütülen bazı faaliyetler zorunlu olarak durdurulmuştur.

Daha fazla oku “Covid-19 Salgınının İşyeri Kira Sözleşmelerine Etkisi”

Koronavirüs Salgını Kapsamında İşyerinde Alınması Gereken Tedbirler

Koronavirüs Salgını Kapsamında İşyerinde Alınması Gereken Tedbirler

Covid-19 salgının yayılımını azaltmak ve tehlikeyi en aza indirmek adına işyerlerinde salgına karşı bir takım önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu kapsamda bazı işyerleri faaliyetini tamamen durdurmuş bazı işyerleri ise işin niteliği uygun olduğundan evden çalışma uygulamasına geçmiştir.

Daha fazla oku “Koronavirüs Salgını Kapsamında İşyerinde Alınması Gereken Tedbirler”

Koronavirüs Salgınının İş Sözleşmelerine Etkisi ve Fesih Yasağı

Koronavirüs Salgınının İş Sözleşmelerine Etkisi ve Fesih Yasağı

Şu günlerde ülkemizde ve tüm dünyada görülmekte olan COVİD-19 salgın hastalığı birçok hukuki alanı etkilemekle birlikte özellikle sözleşmeler hukuku bakımından birçok sorunu beraberinde getirdi.

Daha fazla oku “Koronavirüs Salgınının İş Sözleşmelerine Etkisi ve Fesih Yasağı”

Koronavirüs Nedeniyle Kısa Çalışma Ödeneği

Koronavirüs Nedeniyle Kısa Çalışma Ödeneği

Ülkemizde ve tüm dünyada etkisini gösteren ve global bir kriz haline gelen COVİD-19 (korona virüsü) salgınıyla birlikte her alanda birçok hukuki soru ve sorunla karşı karşıya kalmaktayız.

Daha fazla oku “Koronavirüs Nedeniyle Kısa Çalışma Ödeneği”

Genel Hizmet Sözleşmesinin Fesih Bildirimi İle Sona Ermesi

Genel Hizmet Sözleşmesinin Fesih Bildirimi İle Sona Ermesi

Türk Borçlar Kanununda hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler, altıncı bölümde hizmet sözleşmeleri başlığı altında, 393. ve 496. maddeler arasında yer almaktadır.

Daha fazla oku “Genel Hizmet Sözleşmesinin Fesih Bildirimi İle Sona Ermesi”

Kredi Kartı Sözleşmesi, Bursa Avukat, Bursa Hukuk Bürosu

Kredi Kartı Sözleşmesi

Ticari hayatın küreselleşerek büyümesi ve bunun bir sonucu olarak tüketimin de artması kredi kartlarına olan gereksinimi kaçınılmazdır. Kredi kartları ticari hayatımızda oldukça önemli bir yere sahiptir.

Daha fazla oku “Kredi Kartı Sözleşmesi”

Boşanma Avukatı, Bursa Boşanma Avukatı, Bursa Avukat, Bursa Hukuk Bürosu

Boşanma Avukatı

Boşanma davalarının hızlı ve sorunsuz bir biçimde son bulması, boşanmanın ardından bir takım yasal problemler ile karşı karşıya kalmamak adına boşanma ve aile hukuku konusunda profesyonel bir boşanma avukatı ile çalışmanın yararı ve önemi kabul edilen bir gerçektir.

Daha fazla oku “Boşanma Avukatı”